Erdoğan Cezaevindeki Gardiyan Arkadaşını Ziyaret Etti

Erdoğan Cezaevindeki Gardiyan Arkadaşını Ziyaret Etti


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Adana'nın Ceyhan ilçesinde cezaevinde kaldığı dönemde kendisine yardımcı olan arkadaşının evini ziyaret etti.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ceyhan'da toplu açılış töreninin ardından cezaevinde kaldığı sırada kendisine yardımcı olan gardiyan arkadaşı Fehmi Kanlı'yı Sarısakal Mahallesi'ndeki evinde ziyaret etti.
YÖRESEL YEMEKLER İKRAM EDİLDİ
Geniş güvenlik tedbirlerinin alındığı ziyarette Başbakan'ın mahallelerine geldiğini öğrenen yüzlerce kişi Fehmi Kanlı'nın evinin etrafında toplandı. Eşi Emine Erdoğanile birlikte Fehmi Kanlı'nın evine geçen Başbakan Erdoğan'a, içli köfte, dolma, sarma, kavurma gibi yöresel yemekler ikram edildi. Ziyaret yaklaşık 1 buçuk saat sürdü. Korumalar dışarıda çocuklara oyuncak dağıtırken, polis çevrede geniş güvenlik önlemleri aldı. Başbakan Erdoğan çıkışta mahalle sakinleriyle sohbet ettikten sonra mahalleden ayrıldı.
DETAY VERMEK İSTEMEDİ
Askerliğini yaptığı Metris Cezaevi günlerine dair anıların detayını vermek istemeyen; ancak ısrar üzerine özet bir şekilde aktaran Fehmi Kanlı, "Onlar (Erdoğan ve arkadaşları) herhalde yürüyüşten geliyorlarmış. Sonra Metris Cezaevi'ne düştüler. Yemek saati olmamasına rağmen biz yardım ettik. Bunu her insanın yapması gerek. Fakat bazı yasaklar olduğu için olmuyor. Fakat biz verdik. (çorba) Karınlarını doyurduk. O an hazırda ne varsa götürdük. İnsana insan olduğu için değer verilir. Bizde insanlık görevimizi yaptık. Çok anılarımız var; onlar biraz bende kalsın." ifadelerini kullandı.
"MÜTEVAZI BİR İNSAN"
Fehmi Kanlı, Başbakan ile 35 yıllık dostluklarının olduğunu ve bu süre zarfında ilk kez görüştüklerini söyledi. Erdoğan'ın dünya lideri bir kişi olduğunu ve çok mütevazı olduğunu söyleyen Kanlı, cezaevinde kendisinin gardiyan olduğunu ve cezaevinde Başbakan'a yardımcı olduğunu söyledi. Kendisine hazırladıkları yemekleri ikram ettiklerini belirten Kanlı, "Ziyaret sürpriz oldu. 35 yıllık arkadaşız ve 35 yıldır ilk kez bir fırsatını bulup kendisi ile görüştük. Çok mutlu oldum evimi şereflendirdi" şeklinde konuştu.

"ERDOĞAN, BİR LİDERİN DOĞUŞU KİTABINDA O GÜNLERİ ŞÖYLE ANLATIYOR"
Hüseyin Besli ve Ömer Özbay'ın kaleme aldığı "R.Tayip Erdoğan, Bir Liderin Doğuşu" isimli kitapta Başbakan, o günleri "Metris'ten Selimiye'ye" bölümünde şöyle anlatıyor: "…Bayrampaşa Cezaevi, Tayyip Erdoğan'nın siyaseten yaşadığı 'mapusluk hallerinin' ne ilki, ne de sonuncusudur. Onun, hapishaneyle ilk tanışıklığı 12 Eylül öncesine dayanır. Sıkıyönetim ilan edildiği günlerde Tayyip Erdoğan, MSP Gençlik Kolları üyesi bir grup gençle birlikte Küçükçekmece taraflarında, öldürülen iki arkadaşının cenaze törenine katılmıştır.
REİS SLOGANA İZİN VERMEZ
Grup epeyce kalabalık olduğu için trenle gidip, yine trenle dönmek zorundadırlar. Dönüşte hava kararmak üzeredir. Yeni Kapı İstasyonu'nda trende inip Fatih'e doğru yürümeye başladıklarında başta rahmetli Metin Yüksel olmak üzere bazı gençler slogan atmak isterler. Fakat 'Reis' uygun düşmeyeceğini söyleyerek izin vermez. Grup, sessizliğini koruyarak, Kıztaşı'na ulaştığında Metin Yüksel kendini tutamaz ve slogan atmaya başlar. Diğer gençlerde zaten sabırsızlıkla bu anı beklemektedir. Tereddütsüz koroya katılırlar. Polisin olay mahalline intikali gecikmez. ve tabii hemen ardından jandarma duruma vaziyet eder. Grup kendini bir anda Metris Cezaevi'nde bulmuştur. Metris Cezaevi'nde geçirilen ilk geceyi ve sonraki gelişmeleri, Tayyip Erdoğan'ın bizzat kendisinden dinliyoruz:
"AYAKTA DİKİLEREK GEÇİRDİK"
Metris'teki ilk gecemizin büyük bir kısmını, koridorda ve ayakta dikilerek geçirdik. Zaten istesek de oturamazdık, çünkü yerler su içindeydi. Vakit gece yarısına yaklaştığı halde hiçbir şey yememiştik. El, ayak çekilip ortalık sakinleştiğinde bir onbaşı geldi yanımıza. Asker tayınından arta kalan bayat ekmekleri toplamış, bir kazan da çorba kaynatmış, bizi yemeğe çağırıyordu. Nasıl makbule geçti anlatamam.
"ÇORBA İÇİN FALAKAYA YATIRDILAR"
Bir süre sonra yatacak yer gösterdiler. Herkes bir köşeye kıvrılıp yatmıştı. Tam uykuya dalmak üzereyken acı bir feryatla irkildik; anlaşılan birilerini işkenceye almışlardı. Önce içimizden birini aldılar sandık. Sayımızı kontrol ettik, eksiğimiz yoktu. Sonradan öğrendik ki; 'anarşistlere acımak sana mı kaldı' diyerek, bize çorba yapıp getiren onbaşıyı falakaya yatırmışlar.
"ALEVİ BİR KARDEŞİMİZDİ"
Bizi daha sonra Selimiye Kışlası'na sevk ettiler. Birkaç gün de orada kaldıktan sonra savcıya çıkarıldık. Savcı, dişe dokunur bir suçumuz olmadığını anlayınca çoğumuzu serbest bıraktı. Cezaevinden çıktıktan sonra o onbaşıyla irtibat kurmaya çalıştım; kendisinden helallik isteyecektim. Bizim yüzümüzden canı yanmış, yok yere işkenceye maruz kalmıştı. Neyse ki, bulmam çok zor olmadı; Adana taraflarından alevi bir kardeşimizdi. Tanıştıktan sonra da irtibatı hiç kesmedik; hala zaman zaman görüşürüz."

Yorum Gönder

0 Yorumlar